AKHİSAR KULİS HABER

AKHİSARLILAR JES’E “HAYIR” DEDİ

Akhisar Çevre Gönüllüleri, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla Ekolojik Yıkıma karşı kararlı mücadelesini gösterdi.

AKHİSARLILAR JES’E “HAYIR” DEDİ
05 Haziran 2020 - 20:02

Akhisar Çevre Gönüllüleri, yeni mezarlık yolunda bulunan buğday tarlalarına yapılması planlanan Jeotermal Enerji Santralleri (JES)’e karşı bir araya geldi

Çevre Gönüllülerine Cumhuriyet Halk Partisi Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, CHP Akhisar İlçe Başkanı Umut Çavuş, CHP Akhisar İlçe Kadın Kolları Başkanı Fatma Celebci ve Kadın Kolları üyeleri, CHP Akhisar İlçe Gençlik Kolları Başkanı Tolunay Akalın ve üyeleri, Manisa Tabipler Odası, Akhisar Eğitim-Sen Temsilcileri, Akhisar Mimarlar Odası üyeleri, Akhisar Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Temsilcileri destek verdi.

Akhisar Çevre Gönüllüler adına basın açıklaması yapan M.Akif Aksezgin, Birleşmiş Milletler, 1972 yılında İsveç’in başkenti Stockholm’de bir Çevre Konferansı düzenledi. 133 ülkenin katıldığı konferansta 5 Haziran “Dünya Çevre Günü” olarak kabul edildi ve1-5 Haziran’ın Çevre Haftası olarak kutlanmasına karar verildi. Doğanın metalaştırıldığı, ekolojik yıkımların dünyayı üzerinde yaşanılamaz bir gezegen haline getirmeye doğru hızla yol aldığı bir süreçte “çevre günü” kutlaması ne kadar anlamlı? 5 Haziran “Dünya Çevre Günü” biz yaşam savunucuları için doğa yıkım ve talanlarım dile getirme, yaşam savunucularını ortak mücadeleye davet etme ve ekolojik bir yaşamı savunma günü haline geldi.  Bizler, “Ekolojik Yıkımla Mücadele Haftası” nı 31 Mayıs’tan başlatıyoruz. 31 Mayıs, hem Karadeniz’de HES’lere karşı mücadelenin öncü isimlerinden Metin Lokumcu’nun öldürüldüğü hem de milyonların çevre ve demokrasi için sokaklara döküldüğü Gezi Direnişinin başlangıç günü olduğunu vurguladı.  

Bu yıl “Ekolojik Yıkımla Mücadele Haftası” na dünyayı kasıp kavuran Kovid-19 pandemisinin etkisi altında girildiğini belirten  Aksezgin, “Covid-19 pandemisinin yaban yaşamına müdahalenin bir sonucu olduğuna dair bilimsel araştırmalar var. Salgından eri çok işçiler, emekçiler, kadınlar, göçmenler etkilendi. Krizin yükü yoksul halka yıkıldı. Bu süreçte iktidar sermayeye destek olurken, işçilere işsizlik, küçük esnafa iflas, üretici köylüye yoksulluk düştü. Halkın sokağa çıkamamasını fırsata çeviren iktidar ve şirketler ormanlarımızı, dağlarımızı, derelerimizi, tarım arazilerimizi yok etmekten geri durmadılar. Ekoloji Birliği olarak koronavirüs salgının’ fırsata çeviren iktidar ve şirketlerin doğa ve yaşam alanlarına yönelik yıkım ve tahribatlarını ve verilen mücadeleleri raporlamaya devam ediyoruz. Ortaya çıkan listenin uzunluğu tehlikeyi ortaya koyuyor. Termik santraller, kirli sanayi kuruluşları, altın/metalik madencilik, HES’ler, JES’ler, RES’ler, çarpık kentleşme ve sanayileşme, endüstriyel tarım ve hayvancılık, katil mega projeler, duble yollar, balık çiftlikleri havamızı, Suyumuzu ve toprağımızı denizimizi kirletmekte, biyo çeşitliliği yok etmekte, iklim ve gıda krizine, sağlık sorunlarına ve erken ölümlere yol açmaktadır. Enerji ve maden işletmelerinde işçilerin iş güvenliği, ücret ve sigorta hakları gasp ediliyor. Tarım alanlarımız şirketlere satılıyor. Küçük aile çiftçiliği yok ediliyor, endüstriyel tarım ve hayvancılığa her türlü destek veriliyor Atalık tohumlarımız yok ediliyor, üretici GDO’lu ve hibrit tohumlara mecbur bırakılıyor. Tarım ilaçları ile sofralarımız zehirleniyor. Gelecek nesillerin sağlıksız bir toplum haline gelmesinin önü açılıyor.Ovalarımız, tarlalarımız, ormanlarımız, meralarımız enerji ve maden şirketlere tahsis ediliyor. Binlerce yıldır aynı havayı, suyu, toprağı paylaştığımız hayvan dostlarımızın yaşam alanları yok ediliyor. Yaşamın kaynağı olan sularımız HES’lerle hapsediliyor ve el konuluyor. Kıyılarımıza, göllerimize, ayakkabılıyla bile gerilmemesi gereken kumsallarımıza iş makineleri sokuluyor. Akarsularımız, derelerimiz, sanayi ve maden atıklarının boşaltıldığı, şirketlerin birer kanalizasyon kanalı haline getiriliyor. Derelerde, göllerde, denizlerde yaşayan binlerce tür yok oluyor.Binlerce yıldan günümüze kadar gelen, geçmişimizle bugünümüzün bağını kurabildiğimiz, bizden önce yaşayanların bizlere emanetleri olan doğal ve kültürel varlıklarımız rant için yok ediliyor. Korunan alanlarla ilgili yasalar birer birer ortadan kaldırılıyor.Ancak bugün ülkenin her yerinde tek tek yanan direniş ateşleri yaşam mücadelesinin hiçbir zaman bitmeyeceğini ortaya koyuyor. Ekoloji Birliği, bu tek tek yanan çoban ateşlerinin birleştirilerek sermayenin yaşam alanlarımıza, emeğimize, doğamıza yönelen saldırılarına karşı direniş ateşini büyütme çabası ile kuruldu. Gücümüzü birleştirerek tüm bu talan ve yıkım politikalarına karşı direnip doğayla barışık, insan onuruna yaraşır bir yaşamı hep birlikte kuracağız. Bunun için ekoloji mücadelesiyle emek ve demokrasi mücadelesinin, kadın ve LGBT+ hareketinin, hayvan hakları savunucularının birleşmesi, ortaklaşması gerektiğinin altını bir kez daha kalın harflerle çiziyoruz. Yaşasın Karadeniz’den Akdeniz’e, Kazdağı’ndan Munzur’a, Murat Dağı’ndan Madra’ya, Sinop’tan Akkuyu’ya, Burdur’dan Salda’ya, Mardin’den Çeşmeye, Gülpınar’dan Aydın’a, Hasankeyf’ten Allianoi’ye, Karaburun’dan Trakya’ya, ODTÜ’ye kadar ülkenin her yanında tüm doğal ve kültürel varlıklarımızın talan ve yağma alanına dönüştürülmesine karşı verdiğimiz ekoloji mücadelemiz!  Bu mücadele sırasında öldürülen tüm yaşam savunucularını bir kez daha minnetle anıyor, önlerinde saygıyla eğiliyoruz” şeklinde konuştu.

“JES AKHİSAR İÇİN TEHLİKE KAPISI”

Her şeyi etkilediği gibi dünyada bazı kavramlarında tartışılmaya başlandığı bir dönemde olduğunu belirten Cumhuriyet Halk Partisi Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, “ Koronavirüs salgını bizlere tarımı bir kez daha ele almayı gerektirdi. Ekoloji kavramı üzerine daha fazla düşünmemiz gerekir. Burada Jeotermal Enerji Santralleri  (JES) için bir arama kuyusu yapılması planlanıyor. Geçtiğimiz ay topak koruma kurulunda bu durum tartışılmış ancak neticeye bağlanmamış. arama izni için başvuruda bulunulmuş fakat sonuç alınamamıştır. Jeotermal Enerji Santralleri Akhisar’da yaşayan yurttaşlarımız için yeni bir kavram ancak, Manisa’da 10 yıldan bu yana özellikle Alaşehir, Salihli ve Sarıgöl’de yaşayan insanların hayatlarını olumsuz yönde etkilemeye başlayan birtakım olumsuzlar meydana gelmiştir. Akhisar halkı olarak olumsuzluklara karşı şimdiden haklı mücadelemizi ortaya koymalıyız. Jeotermal Enerji Santralleri genellikle temiz enerji diye biliniyor. Fakat anladığım kadarıyla yanlış uygulamalardan az zamanda fazla para kazanma hırsından ve Jeotermal sistemin kendisimdem kaynaklanan ciddi sıkıntılar var. Jeotermal’in çevreye, insan sağlığına verdiği zararın yeterli araştırma olmadığı söyleniliyor. Bizde her tartışmamız da, elinizde bilimsel araştırmalar yok gelin araştırma komisyonumuzu kuralım ve bilim adamlarıyla beraber Jeotermallerin verdiği zararları ele alalım dediğimiz zaman her seferinde bu haklı taleplerimiz yerine getirilmedi” dedi.

BAKIRLIOĞLU, MANİSA VALİLİĞİNİ GÖREVE ÇAĞIRDI

Çevreyi, çevre sağlığını, insanı korumak devletin görevi olduğunu belirten Bakırlıoğlu, “ Toprak Koruma Kurulu bir araya gelecek bu kurul toplantısı valilik başkanlığında yapılıyor. Ben burada Manisa Valisini bir kere daha göreve çağırıyorum. Anayasanın devlete vermiş olduğu görevi yerine getirmesi için Akhisar’da Jeotermal faaliyetlerini başlatmaması gerektiğini bir kere daha hatırlatmak istiyorum” şeklinde konuştu.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Copyright © 2020 Tüm Hakları Saklıdır. Akhisar Kulis Haber Sitesinde yer alan tüm eserler (yazı, resim, görüntü, fotoğraf, video,vb.) kaynak gösterilmeksizin kullanılamaz.