AKHİSAR KULİS HABER

AYŞEGÜL

AYŞEGÜL
Melda Aslı( meldaasli@akhisarkulishaber.com )
Melda Aslı’nın kaleminden “Başka Açıdan” adlı fark yaratan yazıları her Pazartesi akhisarkulishaber.com’da.
15 Kasım 2021 - 4:31

7 yaşındaydım. Sevgili Sultan öğretmenim, hepimiz üzerinde emek harcamış, bize okuma-yazmayı öğretmiş, okuma sevgisini aşılamıştı. Okumak, bizim için yeni dünyalara yelken açmaktı ve önümüzde keşfedilecek koskoca bir dünya vardı. Benim de istediğim kitabi okuyabileceğim zamanlar gelmişti ve yutarcasına kitapları okumak istiyordum.

Ben kitap okunan bir evde büyüdüm. Annemin romanı hiç eksik olmazdı, babam da her gün gazetesini okurdu. Evimizin kitaplığında dünya klasikleri vardı, bir de o herkesin evinde olan ansiklopedilerden; canımız sıkıldığında abimle açıp okuduğumuz, birbirimize sorular sorduğumuz.

Akşam çocukların saat 9 da uyuduğu yıllardı, yanılmıyorsam mart ayıydı. Tam yatma hazırlıkları yaparken televizyon reklamlarında bir gazetenin ‘Ayşegül’ serisinden bir kitabı, gazete ile hediye vereceğini gördüm. O kadar heyecanlandım ki, hemen odama koşup kumbarama baktım, biriktirdiğim paralar o gazeteyi almama yetiyor mu diye. Evet, yetiyordu; bu iyi haberdi. Çünkü biz İlkokula başlayana kadar annemin bize aldığı Robin Hood serisi dışında bize okunan başka bir kitap yoktu. Çocuklar, okusa okusa okuma yazmayı söktükten sonra kendileri okurdu. Bizim dönemin ilk kitapları elbette ki “Cin Ali” serisiydi. Biraz daha büyüyünce Ömer Seyfettinler, Kemalettin Tuğcular, Rıfat Ilgazlar, Muzaffer İzgüler başlardı.

O gece yatağa girerken aklımda ertesi gün kendi paramla alacağım çocuk kitabına sahip olma fikri vardı. Tabi ki, gece heyecandan uyuyamadım. Defalarca kalkıp pencereden dışarıya baktım, sabah oldu mu diye. Güneş doğduğundaysa fırlayıp çıktım yataktan. Hafta sonu da erken kalkan bir aile olmamıza rağmen zaman, benim için geçmek bilmiyordu. Evdekiler de kalkınca annemden izin istedim gazete almak için kırtasiyeye gitmek üzere. Kahvaltı yapmadan evden çıkmamıza asla müsaade etmezdi annem. Nasıl yedim nasıl çıktım evden bilemiyorum. Koşar adımlarla ilerledim kırtasiyeye. Her adımda biraz daha yaklaşıyordum hedefime. O kadar heyecanlıydım ki, kalbimin sesini kulaklarımda duyuyordum. Sonunda oturduğumuz yerdeki tek, köhne kırtasiyeye varmıştım. İçeri girdim ve parayı uzatarak almak istediğim gazeteyi söyledim. Gözlükleri burnunun ucundaki kırtasiyeci amca, gözlerini kaldırmadan “Kalmadı.” dedi. “Nasıl yani! Ayşegül-Ormanda kalmadı mı?” dedim. O da “Yok, bitti.” dedi gönülsüzce. Donup kaldım. O an yaşadıklarım, hayatımın ilk hayal kırıklığıydı ve ömrüm boyunca unutmadım. Şöyle bir etrafıma bakındım. Biraz param olsa belki başka kitaplarından alıp biraz teselli bulabilirdim; ancak elimdeki para sadece gazete almaya yetecek kadardı. Oradan nasıl çıktığımı bilmiyorum. Gözlerimden yaşlar dökülürken koşa koşa eve vardım. Hayattan nefret ediyordum. Hemen odama kapandım. Bütün suç annemdeydi. Beni kahvaltı yaptırmadan bırakmamıştı. O sırada kaçırmıştım işte! Kahvaltının zamanı mıydı? Annem, odama geldi. O yıllarda anneler, dizleri üzerinde çökerek, çocuklarının göz hizasına gelip “Tatlım, bugün seni üzen bir şey oldu sanırım, benimle paylaşmak ister misin?” diyecek pedagojik bilgiye ne yazık ki sahip değildi. Şimdiki gibi Sabiha Paktuna, Leyla Küçükahmet, Doğan Cüceloğlu, Bahar Eriş gibi uzmanlar ya yoktu ya da kolay ulaşılabilir durumda değildi. Annem de benim huysuzluğum üstüne birkaç laf söyleyip odadan çıkmıştı. Benim için Ayşegül dosyası da orda kapanmıştı.

Uzmanlar, bir çocuğun beyin gelişiminin yaklaşık %85’inin 0-3 yaş aralığında duyduğu kelimelerle tamamlandığını ve ruh sağlığının temeli olan bağın bu dönemde kurulduğunu söylüyor. Çocuğa yapılan yatırımın geri dönüşünün en yüksek olduğu yıllar, ilkokul öncesi olan bu yıllar. Yatırım derken de kastedilen çocukla kaliteli zaman geçirmek ve bunu da kitaplar üzerinden yapmak. Okul öncesinde zekâ demek, kelime haznesi demek. Bu sebeple yapılması gerekenlerde çocuğun okula başlamasını beklemeden her çocuğa bir kitaplık kurmak başı çekiyor. Bu konuda Prof.Dr.Selçuk Şirin’in önayak olduğu “1 milyon kitap” isimli kampanyasından bahsetmemek olmaz. Kendisi, Türkiye’de doğan her çocuğun köy, kasaba, kent fark etmeksizin eşit öğrenme fırsatına sahip olması gerektiğini savunuyor. Varlıklı veya yoksul bir ailede dünyaya gelen çocuklar arasında, daha okula bile başlamadan oluşan derin uçurumun olmaması gerektiğini vurguluyor.

Her yıl kasım ayının ikinci pazartesisi ile başlayan hafta, UNESCO tarafından “Dünya Çocuk Kitapları Haftası” olarak kutlanır. Amerika’da 1918’den, ülkemizde ise 1947’den beri kutlanmaktadır. Bu haftanın amacı, çocuklara kitap okuma sevgisini kazandırmaktır.

Avrupa ve Amerika’da filizlenen bir proje var: #1000booksbeforekindergarten (#anaokulundanonce1000kitap) bu projenin basit bir işleyişi var. Çocuğa ebeveyni tarafında her gün bir kitap okuyarak anaokuluna gelmeden, özellikle de 5 yaş öncesinde, 1000 kitabı tamamlamak.

Artık çocuk kitapları sadece çocuklar için yazılmıyor. Çocuklar kadar, yetişkinler de bu kitapları severek okuyor. Bu nedenle bu kitaplara ‘çocuk kitabı’ değil, ‘resimli kitap’ deniyor. Özellikle 4-6 yaş civarındaki çocuklar beğendikleri kitapları defalarca okuttukları için kitap seçimi yaparken uzmanlar, ebeveynlerin de keyif alacağı kitapları seçmelerini önerirler. Çocuklarıma okurken benim de keyif aldığım birkaç kitaptan örnek vermek isterim: “Sabırsız Tırtıl”, “Ay’ı Kim Çaldı?”  , “Pezzettino”, “Boşluk”, “Köpekler Bale Yapmaz”, Feridun Oral’ın tüm kitapları, özellikle “Farklı Ama Aynı”, Kobi Yamada’nın yine tüm kitapları, özellikle “Denemek”, Peter Reynolds’ın yine tüm kitapları ama özellikle “Nokta”. Bu liste  bu şekilde uzar, gider.

Eğitimcilerin çok kullandığı klişe bir söz vardır: “Çocuklar kulaktan değil, gözden eğitilir.” Biz yetişkinlere düşen ilk görev, önce kendimiz kitap okuyarak örnek olmaktır. İnanıyorum ki, çocuklarımız, biz kitapların büyülü dünyasını gösterdikçe okumayı severek büyüyecekler ve zengin ruha sahip bireyler olacaklardır.

Eğitimin, en mühim gündemimiz olması dileklerimle.

Sevgiyle kalın!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Copyright © 2020 Tüm Hakları Saklıdır. Akhisar Kulis Haber Sitesinde yer alan tüm eserler (yazı, resim, görüntü, fotoğraf, video,vb.) kaynak gösterilmeksizin kullanılamaz.