AKHİSAR KULİS HABER

KİSKA

KİSKA
Melda Aslı( meldaasli@akhisarkulishaber.com )
Melda Aslı’nın kaleminden “Başka Açıdan” adlı fark yaratan yazıları her Pazartesi akhisarkulishaber.com’da.
13 Eylül 2021 - 9:40

Yunusların insanın içini ısıtan ve hiç solmayan gülümsemeleri doğanın en aldatıcı yanılgısıdır. Genetik olarak doğdukları andan itibaren sahip oldukları gülümsemelerine bakarak onların havuz şovlarından eğlendiği, hoşlandığı, mutlu bir hayat yaşadığı izlenimine kapılabiliriz. Oysa gerçekler hiç de öyle değildir.

4 Eylül’de Kanada’nın Marine Land havuzlarında çekilen kısacık  bir video gündeme düşerken izleyenlerin de içine ateşi düşürdü. Kiska adındaki bir orka, kafasını içinde bulunduğu havuzun duvarlarına defalarca vurarak ölmeye çalışıyordu. 42 yıldır bu beton havuzda, hayatta kalmaya çalışırken sahip olduğu 5 yavrusunu kaybeden ve son 10 yılını ise arkadaşlarından uzak, tamamen yalnız bir şekilde geçiren bu zavallı canlı daha fazla yaşamak istemiyordu. Başını vurma davranışı; esaret altında tutulan hayvanların kronik stres sonucu geliştirdiği ve zoohosis adı verilen ileri geri yürüme, daireler çizme, aşırı kaşınma, dışkı yeme, kendine zarar verme vb gibi anormal tekrarlayan davranışlardan sadece biriydi.

Diğer adı katil balina olan orkalar, yunusların en iri türüdür. Yunuslar, çoğunluk tarafından balık olarak bilinmesine rağmen bu bilgi yanlıştır. Onlar da bizim gibi memelidir. Bu nedenle tıpkı bizim gibi sosyal bir çevrede yaşarlar ve grup içinde sorumlulukları, görevleri vardır. Bulunduğu ortamdan bir şekilde koparılan bu yunuslar, hem kendileri hem de geride bıraktığı diğer yunus topluluğu için ağır bir yoksunluğa ve travmaya neden olurlar.

Havuzlarda hapsedilen hayvanların tamamı, memeli hayvanlardır; yani biz insanlar gibi duyguları, annelik dürtüleri, sevgileri vardır. Aslında onları en iyi bizim anlamamız gerekirken, para kazanma dürtüsüyle, hapsederek inanılmaz bir kötülüğe ortak oluyoruz. Onlar ait oldukları denizlerde, okyanuslarda özgürlükleriyle mutlular. Tüm büyüleyici deniz memelilerini seyretmek için denizlere açılabilir, onlarla yüzebilir hatta onlara dokunabiliriz. 

Bu milyar dolarlık sektörün oluşmasını sağlayan, bir zamanlar severek izlediğimiz “Flipper” dizisidir. Bu dizide  birbirinden sevimli, hep gülümsüyormuş gibi görünen, şişeburunlu yunuslar vardır ve insanlar onlara dokunmak, onları öpmek ve onlarla yüzmek için büyük bir istek duyarlar. Bu dizide oynayan Richard O’Barry, dünyanın en ünlü yunus eğitmeni olmuştur. Daha sonraki yıllarda çok sevdiği bir yunusun kollarında intihar etmesi, onu çok üzer. Buna intihar der çünkü; yunuslar bizim gibi istemsiz nefes almazlar. Ölmek istediklerinde nefeslerini tutmaları yeterlidir. Şiddetli vicdan azabı çeken Richard, o günden sonra kendisini tamamen yunusların özgürleşmesine adar ve bu konuda önemli bir aktivist olarak tüm dünyada çalışır.

‘En iyi belgesel film oscarı’ da dahil, toplam 15 ödülü kazanan ‘THE COVE ( KOY)’ adlı belgeselden bahsedelim: Japonya’nın Taiji bölgesi denilen bir koyu vardır. Tüm dünyada yunus parklarındaki yunusların yaklaşık olarak yarısı bu bölgeden avlanılır. Koya giriş, yerel balıkçılar haricinde kesinlikle yasaktır. Bu koy, her yıl eylül ayından mart ayına kadar vahşetin yaşandığı bölgedir. Avcılar tarafından özel bir ses üretilerek ve teknelerle çevreleri sarılarak kıyıya doğru itilen bu yunus topluluğu, etrafı yüksek dağlarla çevrili bu koya adeta sıkıştırılır. Yoğun stres yaşayan yunuslar, kıyı ile gerilen fileler arasına hapsedilir. Acımasız kovalamaca sonunda denizlerden ve çok güçlü sosyal bağları olan  ailelerinden ayrılan yunusların bir kısmı daha o anda şoktan ölür. Hayatta kalan yunuslar, parklar tarafından gönderilen antrenörler tarafından seçilir. Seçilen yunusların hareket kabiliyetlerine bakılır ve bunların özellikle  şişeburunlu dişiler olmasına dikkat edilir. Beğenilmeyip geri denize bırakılan yunusların da çoğu şok yüzünden, boğularak ya da ciğerlerine su dolması  yüzünden zatürre  olarak ölür. Beğenilmeyen diğer yunuslar, yetişkin veya yavru olmasına bakılmaksızın acımasızca katledilir. Antrenörler tarafından seçilen yunuslar için diğer ülkelerdeki deniz parklarına doğru zorunlu yolculuk başlar.

Doğal ortamlarında asla ölü balık yemeyen yunuslar, ödüle dayalı bu eğitim sisteminde başka seçeceğe sahip değillerdir. Aç kalan bu canlılar, ilk günler defalarca kusmalarına rağmen belli bir zaman sonra ölü balık yemeye de alışırlar.

Yunuslar başlarında bulunan özel bir organ ile çevreye saniyede 200.000 ses dalgası gönderirler. Katı bir cisme çarpan bu dalgalar, yansıyarak döndüğünde yunusun ağzının alt tarafında bulunan bir alıcı ile alınan bu bilgiler, kısa sürede beyne iletilir. Bu titreşimler sayesinde cismin büyüklüğü, uzaklığı gibi pek çok konuda son derece hassas ve kesin bilgiler edinilir. Cismin bir nevî röntgeni çekilir. Yani, yunuslardan kilometrelerce uzakta yüzerken bile yunuslar, sizin kalp atışınızdan tutun da hamile olup olmadığınıza kadar her bilgiye sahiptirler. İşte, tutsak edilen yunusların zamanla bu sistemleri yani; sonar sistemleri  bozulur. Doğal yaşamda günlerinin yarısını avlanmak için harcayan bu memeliler, kendilerine dayatılan ölü balıkları yediklerinden daha az fiziksel ve zihinsel hareket ederler. Bu da bilimsel verilere göre sıkıntılı bir durumdur. Özellikle erkeklerde asabiyete neden olur. Bir süre sonra bu ruh hali birbirlerine veya eğitmenlerine aniden saldırarak, nefesini tutup betona atlayarak veya yemek yemeyerek intihar eden yunuslar demektir. Strese bağlı ülser tanısı konulan bu tutsak yunusların yemeklerine sürekli sakinleştirici türü ilaçlar katılır.

Yunuslar, ‘dolphinarium’ denilen deniz parklarına gelen kişiler için show, yüzme seansı ve terapi gibi etkinliklerde rol almak üzere eğitilirler. Yunusa ve eğitmenine bağlı olmak üzere bu eğitimler yaklaşık 6 ayı bulur. Tahmin edersiniz ki, bu eğitimler çoğunlukla şiddet ve işkence içermektedir, özellikle Rus eğitmenlerin gayet acımasız olduğu da bilinmektedir. ‘Beaching’ denilen ve yunusların havuzdan kenardaki düz platforma atladıkları bir hareket vardır. Bu hareketi yapan anne yunuslar, karınlarındaki yavrularını kaybederler. Bu hayvanlar, müzik eşliğinde çember içinden geçmeye, top çevirmeye kısacası hayatta kalabilme uğruna, doğalarına aykırı olan hareketleri yapmaya zorlanırlar.

Özel gereksinimli çocukların tedavisi için de yunusları kullanırlar. Bunun, yunus parkı işletmecilerinin iddialarının aksine, bilimsel gerçeklikle örtüşen, kanıtlanmış hiçbir yararı yoktur. Bilinen tek etki, denize girdiğimizde veya duş aldığımızda hepimizin de bildiği o rahatlamadır. Üstelik bu etkinlikler, çocuklara ve hayvanlara zarar verme potansiyeline sahiptir. Çünkü esaret altında tutulan yunuslardan özellikle erkek olanlar daha streslidir ve zaman zaman eğitimcilerine, ziyaretçilerine saldırabilirler. Ayrıca bu işletmeler, özel gereksinimli çocuğu olan ailenin maddi ve manevi olarak sömürülmesine de neden olurlar.

Saatte ortalama 60 km hızla yüzebilen, 300 metre derinliklere dalabilen ve günde ortalama 130 kilometre katedebilen bu canlılar, işletmeciler ne isim verirse versin, asla doğal olmayan, derinliği 4-5 metreyi bulan ve ne kadar geniş olursa olsun okyanusla kıyaslanamayacak kadar dar havuzlarda, klorlu sularda ve daha da fenası bizlerin duyamayacağı alçak sesleri bile işiten duyuları nedeniyle korkunç düzeyde sesin olduğu havuzlarda ‘gösteri işçisi’ olarak çalışırlar. Doğal ortamlarında iken yaklaşık 70 yıl olan ömürleri, bu ağır psikolojik ve fizyolojik şartlara ancak 5-10 yıl dayanabilir ne yazık ki.

Ve insan şunu düşünmeden edemez :

Özgürce denizlerde, okyanuslarda yüzmesi gereken ve en az bizim kadar yaşam hakkı olan bir canlıyı, kendi dünyasından koparıp, sırf keyfimiz istediği için ve başkaları bunun üstünden para kazanacak diye tutsak edip tüm ömrü boyunca eziyete, acıya mahkûm etmeye hakkımız var mı?

Onları yakalayıp bu işkence merkezlerine satan, onları eğiten, onların üstünden para kazanan, onları izlemeye giden ve hâlâ bu sistemi değiştirmeyen herkes ama herkes, bu canların günahını boynunda taşımaz mı?

Acaba bu dünyada nefes alan en vahşi ve en acımasız varlık  İNSAN  mı!

Sevgiyle kalın!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Copyright © 2020 Tüm Hakları Saklıdır. Akhisar Kulis Haber Sitesinde yer alan tüm eserler (yazı, resim, görüntü, fotoğraf, video,vb.) kaynak gösterilmeksizin kullanılamaz.