AKHİSAR KULİS HABER

OLMAK YA DA OL(A)MAMAK

OLMAK YA DA OL(A)MAMAK
Melda Aslı( meldaasli@akhisarkulishaber.com )
Melda Aslı’nın kaleminden “Başka Açıdan” adlı fark yaratan yazıları her Pazartesi akhisarkulishaber.com’da.
22 Kasım 2021 - 1:25

2018-2019 Eğitim öğretim yılı açılış konuşmasını EBA’da öğretmenlere Doğan Cüceloğlu yapmıştı. Çok sevdiğim bu psikolog, kendi yaşamından bir anekdotu paylaştı bu konuşmasında. Kendisinin lisede okurken çok sevdiği bir öğretmeni vardır. Bu öğretmen, öğrencilerini küçük gruplar halinde toplayarak onlarla sohbet eder. Bir gün yine böyle bir sohbette Doğan Cüceloğlu’na ne olmak istediğini sorar. O yıllarda mühendislik çok popülerdir ve iyi para kazandıran bir meslektir. Doğan Cüceloğlu’nun da sevdiği bir kız vardır ve bir an önce zengin olup onunla evlenmek istemektedir. Elbette ki, öğretmenine bunları söyleyemez. Vatana, millete faydalı olmak için mühendis olmak istediğini söyler. Öğretmeni hafifçe gülümser ve öğrencisinin gözlerinin içine bakarak, vatana millete faydalı olmak istiyorsa, iyi bir bilim insanı da olabileceğini, örneğin psikolog olursa ülkemiz insanlarını, dolayısıyla toplumumuzu  inceleyebileceğini, araştırma yapıp kitap yazabileceğini söyler. Bu sözleri öyle bir tavırla söyler ki öğretmeni, o yıllarda ergen olan Doğan Cüceloğlu, bu tavsiyeleri büyük bir şaşkınlık ile dinler. Çünkü daha önce hiç kimse kendisine bu denli değer vermemiş, bu denli adam yerine koymamış, dikkate değer bulmamış, güvenmemiştir. O kadar etkilenir ki, üç gün uyuyamaz. Günlerce bu konuşmayı düşünür. O konuşma hayatının dönüm noktası olur. O günden sonra da öğretmeninin ona açtığı ufka doğru var gücüyle çalışır. Öğrenci Doğan’ı, Türkiye’nin çok sevdiği, değerli insan Prof Dr. Doğan Cüceloğlu yapan işte o öğretmendir. 

Tabii ki sadece iyi örneklerden bahsetmek mümkün değil. Dünyanın kaderini iyi yönde değiştiren öğretmenler olduğu kadar, kötü yönde değiştirenler de vardır ne yazık ki. Dünyanın en iyi sanatçıları arasında gösterilen ressam Pablo Picasso, 11 yaşına kadar okuma yazma öğrenememiştir. Picasso, asi tavırlarından dolayı sürekli cezalar alır, öğretmenleri tarafından pek sevilmez. Algılama zorluğu (o yıllarda disleksi bilinmiyordu) çeken ünlü ressam, aptal olduğu gerekçesiyle okuldan atılır. Picasso’nun babası, ressamdır. Picasso’daki yeteneği farkeden babası, onu resimle ilgilenebileceği başka bir okula yönlendirir. Tablolarına paha biçilemeyen Picasso’nun sanat ile dopdolu yaşamı bu şekilde heba olmaktan kurtulmuştur. 

Ne kadar doğrudur bilinmez; ama Edison’un başarı hikayesi de çok etkileyicidir: Bir gün öğretmenleri, sadece annesine vermesi için bir mektup verirler ilkokula giden Thomas Alva Edison’a. Mektubu alan anne, onu yüksek sesle oğluna okur. Mektupta Edison’un çok zeki olduğu, mevcut okulun onun eğitimine yeterli olmadığı yazılıdır. O günden sonra annesi, Edison’u bir daha okula göndermez ve onun eğitimini üstlenir. Evde rahat çalışabileceği bir ortam hazırlar, özel dersler aldırır. Herkesin tanıdığı, başta ampul olmak üzere yüzlerce ürünün icadını gerçekleştiren yüzyılın mucidi Edison, annesinin ölümünden yıllar sonra çekmecede bu mektubu bulur ve açıp okur. Orada yazılanlar ise hiç de annesinin okudukları gibi değildir. Mektupta Edison’un öğrenme güçlüğü çektiği, akıl hastası( şaşkın) olduğu; bu nedenle okula gelmesini istemedikleri yazılıdır. Edison saatlerce ağlar ve günlüğüne şunları yazar: “ Thomas Edison… Kahraman bir anne tarafından yüzyılın dahisi olarak yetiştirilmiş, akıl hastası(şaşkın) bir çocuktu.”

Geçmiş sayısız örneklerle doludur buradakilere benzer. Picasso ve Edison’un en büyük şansı, onlara inanan, onlara destek olan ailelerinin olmasıdır. Okuldan alamadıkları desteği ailelerinden almışlardır. Peki, ya hiç değer görmeyenler? Yok olup gidenler?

Sosyologlar ve psikologlar der ki: “Bir toplumun geleceğine iki ortam yön verir: Bunlardan birincisi çocuğun içinde yetiştiği aile ortamıdır; ikincisi ise, çocuğun içinde eğitim aldığı sınıftır.” Dolayısıyla anne-babalar ve öğretmenler toplumun geleceğini şekillendirir. Öğretmenlik, toplumları karanlıktan aydınlığa taşıyan mesleklerin en başında gelir. Bu sebepledir ki Atatürk, Kurtuluş Savaşı esnasında Kütahya- Eskişehir Savaşı’nı kaybettiğimiz bir dönemde, eğitime milli bir yön vermek amacıyla Ankara’da 1.Maarif Teşkilatı’nı toplar. Yaklaşık 250 kadar öğretmenle ülkenin geleceğini ve eğitim sorunlarını konuşur. Ülke yok olmak üzereyken Atatürk böyle bir toplantıyı neden düzenlemiştir? Her konuda ileri görüşe sahip olan Atatürk kuşkusuz ki, ülkenin kurtulacağına sarsılmaz bir güven duymakla birlikte yeni bir devlet kurulurken en çok ihtiyaç duyulacak şeyin de eğitim olduğunu bilmektedir.

Her öğretmen öyle ya da böyle öğrencilerinin hayatına dokunur. Bunlardan kimi ondaki potansiyeli ortaya çıkartıp kendisine ve topluma faydalı bireyler yaratırken; kimisi de öğrencinin hayatında unutamayacağı kötü anılara neden olur. Shakespeare’nin de Hamlet’te dediği gibi, “Olmak ya da olmamak… işte bütün mesele bu!”

Başta, baş öğretmen Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, yetişmeme vesile olan, tüm zorluklara rağmen yılmadan mesleğini icra eden tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlarken bu uğurda şehit olan öğretmenlere de Allah’tan rahmet dilerim.

Sevgiyle kalın!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Copyright © 2020 Tüm Hakları Saklıdır. Akhisar Kulis Haber Sitesinde yer alan tüm eserler (yazı, resim, görüntü, fotoğraf, video,vb.) kaynak gösterilmeksizin kullanılamaz.